-

-

(KÂR)DA YÜRÜRKEN İZİNİ BELLİ EDEN SEKTÖR

                                                                                             Satın aldığımız giysilerin içeriklerini kontrol etmek,   olağan bir davranış  biçimi  haline geldi. Çünkü hem   doğayı hem de kendimiz  önemsiyor olmak yeni siyah. Bir  yandan zihnimiz her gün yeni bir  iplik ismi öğrenmeye devam  ederken diğer yandan  sürdürülebilir moda,  dönüştürülebilir malzeme gibi  kavramlar kanıksanmaya hazır  halde bekliyor.

Peki nedir bu sürdürülebilir moda?

Bir şeyler hakikaten dönüşüyor mu?

Yenileyebiliyor muyuz?

               Sürdürülebilir moda; eko moda, en temel haliyle geri dönüştürülebilir, yüksek kaliteli üretimin yer aldığı çevreci bir moda yönelimi olarak karşımıza çıkar. Şüphesiz moda'da sürdürülebilirlik yaklaşımının varoluş amacı; yapılan üretimin yüksek kalitede, çevreci ve verimli olması suretiyle hızlı tüketim ile onun körükleyicisi moda sektörü arasında bir tampon bölge yaratmaktır.

               Sanayi devrimi ile İngiltere’de ilk dokuma tezgahlarının peyda  olmasından bu yana her şey çok değişti. Kendi halinde bir terziyle aşık atarken, kısa bir sürede büyük moda evleri, devasa üretimler, büyük sermayeler besleyen görkemli bir dünya olup çıkıverdi moda sektörü. Ve her sistemin olduğu gibi onun da kötü tarafı vardı;  bir şeyler yaratırken, haz ve tatmin sağlarken diğer yandan bunun bedelini eninde ya da sonunda ödetecek olması.



Ödemenizi Nasıl Yapacaksınız? 

Kredi Kartı ile mi Yoksa Nakit mi ?

İlk tezgahların kurulup “seri” üretime geçilmesi, terzilerin, zanaatkarların işlerinin tehlikeye girmesi, işçi sınıfının ortaya çıkışı, çalışma koşullarının ve işleyişin düzene oturtulmaya çalışılması ile hazır giyimin bir sektör olarak var olması arasındaki yaklaşık bir asırlık zaman var. Bu bir asır boyunca, iki dünya savaşı, sayısız siyasi, ekonomik ve sosyo-kültürel kriz görmüş geçirmiş olan moda sektörü onu öldürmeyen her darbeden güçlenerek çıkar. Çünkü herkesin bildiği gibi sistemler kendi yaralarını iyileştirmekte sarı kantaron bitkisinden çok daha hızlı ve başarılıdır.Sıra çevresinde yarattığı tahribatı toparlamaya geldiğinde ise biraz geç olsa da icralık olmadan elini cebine atmaya karar verir.

2. Dünya Savaşına dek ipliklerin kralı olan Yün, askerlerin üniformalarında savaşa katılıp kendi cephesinde dayanıklılığı ve her mevsime uyum sağlayan, yalıtkan yapısı ile iyi işler çıkarmış olsa da askerler yenilince yenik düşmüş sayılır ve asırlar boyu süregelen süksesi sekteye uğrar. Çok geçmeden yerine rayon, polyester gibi alternatif iplikler bulunmaya başlanır. İşte o dönemden sonra hız kazanan sentetik kumaş kullanımı, yün ve diğer doğal ipliklerin hakimiyetini sarstığı gibi, ucuz üretimi, hızlı tüketimi, çevreye zarar verilen üretim biçimlerini, insani sınırlar dışında çalıştırılan işçileri doğurmuş ve dolaylı yollardan ekolojik moda akımının gerekliliğine zemin hazırlayan etmenlere sebep olmuştur.

     Bugün büyük moda markalarının koleksiyonlarının arasına ”nazarlık” niyetine taktığı ekolojik, sürdürülebilir, yeşil moda, şahsi fikrimce günah çıkarma olsa da uzun vadede bir bilinç ve moda kadar hızlı yayılmayacak paralel bir sistem kurabilir. Böylelikle bırakılan izler silinemese de yenileri bastırılmadan bırakılmış olacak. Bu izlerin ise aslında bir ismi var; karbon izi.

Karbon izi, modanın ekolojik olması gerektiği savı kadar uzun yıllar önce ortaya çıkan fakat zihinlerimize yeni yeni dikte edilen bir kavram. Sistemleri yaratan insanoğlunun birincil ve ikincil yani doğrudan ve dolaylı şekilde dünyaya bıraktığı tortu. Karbon izi terimi; ulaşım, ısınma, enerji tüketimi veya satın alınan her türlü ürün neticesinde atmosfere yayılan birim karbondioksit cinsinden ölçülen sera gazı miktarını ifade eder. Modanın sürdürülebilir, dönüştürülebilir ve yenilenebilir olması ise bu izin artık iyiden iyiye belli olması ile ilgili. Atık malzemelerden üretilen kumaşlar, tekrar kullanılabilen iplikler ve ham madde teminiyle başlayıp nihai tüketiciye ulaşması ile sona eren üretim sürecini en temiz şekilde gerçekleştirme çabası, modadan çok dünyanın sürdürülebilirliğine yönelik bir hamle aslında. 



Peki biz mütevazi tüketiciler bu akımın neresindeyiz?

Dünyada ve piyasada olup bitenleri bir kenara bırakıp yine alıştığı gibi alışveriş yapanları da arasında barındıran, üretenin de tükenin de geçirgen olduğu hızlı ve öfkeli bir oluşum onlar; tüketiciler diyarı.

Akımlar, trendler ve yönelimler değişirken tüketici diyarının her bireyi kendi kararlarını alıp uygulamaya devam ediyor. Şu ya da bu şekilde bu yeni kavrama destek veriyor. Bazıları kaliteden ödün vermeden uzun süre kullanabilecekleri ürünleri satın alarak sürdürülebilirliğe katkı sağlıyor.  Viskon, lyocell, modal gibi selülozik ipliklerden üretilmiş ürünleri seçerek eko-modayı yakalayanlar olduğu gibi dönüştürülmüş malzemelerden üretilen ürünleri tercih edenler de mevcut. Direkt olarak 2. el kıyafet ve aksesuarları tercih edenler de bir hayli yoğunlukta ve giderek de artıyor. Hatta az ve öz harcama yapan kapsül gardırop uygulayıcısı tüketiciler de mevcut. Herkes farklı yöntemlerle karbon izini silmeye çalışıyor. Çünkü;

  •  Ham maddeleri tekstil ürünlerine dönüştürmek için 8 binden fazla kimyasal madde kullanılıyor. 
  •  Alışveriş çılgınlığı sebebiyle her yıl 40 kilo kıyafet atıyoruz.
  •  Kullanılan böcek ve tarım ilaçlarının %25’i organik olmayan pamuk üretimi için harcanıyor.
  • Pamuk 1-2 ayda, yün ise iki yıla kadar doğada kayboluyorken sentetik kumaşlar tıpkı plastik gibi yüzyıllarca kalıyor.


Hateko'da Bu işler Nasıl Yürüyor?

1

"ilk fiyat, adil fiyat" fikrini benimseyen hateko'da yılın her mevsimi indirim yapılmıyor. Fiyatlar önce şişirilip sonra % 70'lere varan, ürünle ilgili müşterinin kafasını karıştıran indirimler  yapılmıyor.

2

Özellikle Takım Elbise, Ceket ve Kaban gibi markamızın demirbaş ürünlerinde sezon sonlarında yapılan gerçekçi indirimler tercih ediliyor.

3

Gömlek, Pantolon, Ceket, Takım Elbise ve diğer ürünlerde, sezon indirimi dışında, müşterilerimize kazanç sağlayacak ve pek tabii satışları hareketlendirecek kazan-kazan durumu yaratan kampanyalar kurgulamak tercih ediliyor.

4

Müşterilerin ihtiyacını karşılamaya yönelik oluşturulan koleksiyonlar sınırlı fakat verimli tutularak "fazla" nın sorumluluğundan kaçınılıyor.

5

Yün ve lyocell gibi kaliteli ve temiz ipliklerle çalışmaya ağırlık veriliyor.



6

Yerli sermayeli köklü fabrikalarda dokunan kumaşlar satın alınıyor. Kaliteli işçiliği etik koşullarda sürdüren atölyelerle çalışılıyor.